5 Ocak 2010 Salı
O ZAMAN ANLARSIN
kaybedince beni,
Belki… kimbilir…
Keşke dersin sen de
Keşke kaybetmeseydim
Keşke tutabilseydim,
sevgimi, saygımı.
Anlarsın belki sen de birgün
Gerçek aşkı, gerçek seveni, paylaşanı…
Beni kaybedersen eğer, bizi kaybedersen…
Sen de anlarsın o gün
Varlıkla yokluk arasındaki
Yaşamın tatsızlığını…
4 Ocak 2010 Pazartesi
REFAH ICINDE YASIYORUZ

Vergiler cüzdan yakmıyor..
Üst üste gelen zamlar insanı adeta neşeye boğuyor. Dans edip, oynayası geliyor insanın.
Memura, emekliye, işçiye verilen zamlar hayatı cennete çevirdi adeta. Herkes geçimini rahatlıkla sağlıyor, eğitimini alıyor, eğlencesini yapıyor…
Kepenkler hergün biraz daha artarak kapanıyor. Esnaf mutlu. O kadar çalışmanın ne anlamı var ki… Biraz da evinde dinlenecek elbette. Yan gelip yatacak. Onun da hakkı bu çünkü…
Fabrikalar birbiri ardına bacalarını söndürüyor. Bu kadar üretime de gerek yok. İşsizler olacak. Düşünmeyin. Devlet onları da düşünüyor. İşsizlik maaşları bağlandı bile. Yeni bir iş bulana kadar rahatlıkla evini geçindirebilir.
Öğretmenler ek işe gereksinim duymuyor artık. Rahat yaşama başladılar.
Eğitim sistemi düzeldi. Öğrenciler derslerini kişsel yeteneği ve arzusuna göre alıyor.
Üniversiteye her öğrenci girebiliyor. Gelecekten korkuları da yok. Nasıl olsa devlet iş olanağını sağlayacak okul tamamlanınca…
Sınıf ayrımı ortadan kalktı. Çünkü eğitim de, iş olanağı da, maaşta buna engel değil artık…
Herkes özgürce düşüncelerini söyleyebiliyor, telefonlarını rahatlıkla edebiliyor..Korkusuzca…
Hastalar hastane köşelerinde, kuyruklarda beklemiyor… Tedavileri anında oluyor ve devlet yurttaşına sahip çıkyor. Ücret almıyor.
Bütün bunlardan sonra artık her anlamda üretimin artması, ülkenin başarıdan başarıya koşması gerekir. Öyle değil mi? Çünkü her türlü sorun ortadan kalktı.. Ay sonunu nasıl getireceğim, çocuğumun eğitimini nasıl devam ettireceğim, faturalarımı nasıl ödeyeceğim, ev kirasını bu ay zamanın da ödeyebilecek miyim? Maaşıma zam gelecek mi? İş bulabilecek miyim? Hak ettiğimin alabilecek miyim? Gibi yersiz korku ve kuruntulara düşmenize de gerek kalmadı. Eee o zaman hadi koyulun işİnize.. Artık keyifli, mutlu daha fazla üretir, daha başarılı olursunuz. Sakın ha tüm olanaklarım verildi diye yan gelip yatmayın. Çalışın, sevişin, üretin, sevin ve sevilin. Artık her şey güzel!!!! Nazım'ın dediği gibi " YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM"
BIR UMUT EDEN
http://www.turkiyeinternette.com/haber/8253-makale-refah-icinde-yasiyoruz.html
2 Ocak 2010 Cumartesi
2009 YILI KADINLARA NE VERDI NE ALDI

2009 yılında yaklaşık 200 kadın öldürüldü. Bugün 2010’a girebildiysek şanslı sayılırız. 2010’da kimbilir kaç kadının hangi sebeple yaşamı sonlandırılacak.
Ülkemizde taciz, tecavüz nedenlerinden dolayı onlarca kadın öldürülüyor, yüzlercesi de yaralanıyor. Hem psikolojik, hem bedensel olarak… Toplumun ne hale geldiğinin ve gittiğinin göstergesine bir bakın… Açlar ordusu… Ne beyinleri doymuş, ne bedenleri….
2009’un olaylarından biri de aylarca gazete ve internet haber manşetlerinden düşmeyen ÜZMEZ olayıydı. Vakit yazarı Hüseyin Üzmez'in kız çocuğuna cinsel istismarla yargılanmasıydı. Üzmez önce tahliye sonra hapis cezasıyla karşılaşsa da yine ayları bulan sürecin sonunda olan küçük kıza oldu. Adli Tıp Kurumu'nun kapılarından defaten geçmesi, her seferinde kontrol adı altında yaşadıklarını hatırlaması, dünyası sanki hiç ters düz edilmemiş gibi görmezden gelindi.
Peki 2009’da sokakta kalan kadınların sığınağı olan Mor Çatı’lar ne durumda kaldı. Belediyelerin bir görevi olması gereken kadın sığınaklarından kaçı açıldı, kaçı kapandı. O kadınlar nerede şimdi?
Dünya Barışı için yola çıkan Pippa Bacca’yı öldüren zata verilen cezayı hatırlıyor musunuz? Murat Karataş ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Karataş ayrıca cinsel saldırıdan 7.5 yıl, hürriyeti kısıtlamadan 5 yıl, hırsızlıktan da 1 yıl 8 ay daha hapis cezası aldı.
Yine zihinlerde yer eden bir olay daha vardı… Güler Zere…. Güler Zere akciğer kanseriydi. Ağustosta teşhis kondu. Avukatı mart 2009’da hastalığı nedeniyle serbest bırakılması için dilekçeler verdi. Ve Zere 2009 kasım ayında ancak özgürlüğüne kavuştu.Bu süre içinde hastalığı kat be kat ilerledi. Sorumluları kimler?..
DEVAMI
27 Aralık 2009 Pazar
KILOLU HANIMLAR NASIL GIYINMELI

Kilolu hanımların sorunudur, nasıl zayıf görünebilirim? Nasıl giyinmeliyim? Soruları. Eğer vücudunuzu iyi tanırsanız, fazlalıklarınızı gizleyebilir, daha ince görünebiliriiniz. Öncelikle kilonuzu sorun etmemeniz ve bedeninizle barışık olmanız gerekir. Bunun dışında da ufak tefek kusurları gizleyebilirsiniz.
* Öncelikle kilolu hanımlar açık renkli, iri desenli giysilerden uzak durmalıdır. Koyu renk ve tek renk kullanmalısınız.
* Kalçalarınız çok genişse sakın beden tam oturan ve mini boyda etek ve elbiselerden uzak durmalısınız.
* Dökümlü kumaşlar tercihiniz olsun.Üst tarafınıza giydiğini kıyafetleri özellikle dökümlü seçin.
* Dar bodylerden uzak durun.Dar ve bedeni sıkı sıkı saran pantolonlardan kaçının. Çok bol giysi de asla seçmeyin. Bu da kilonuzu daha fazla gösterir
* Enine desenli giysilerden uzak durun.
* Likralı ince dökümlü pantolonlar sizi olduğunuzdan zayıf gösterir. Pantolonlarda sıklıkla kalçadan belli bir darlıkta inen ve çok geniş paçaları olmayan kuplar, sağlık ve rahatlık açısından doğal kumaşlar, kotonlar ve ketenler tercih edin.
21 Aralık 2009 Pazartesi
BELINIZIN HER ZAMAN INCE KALMASI ICIN
* Sırtüstü yere uzanın. Ellerinizi bedeninize paralel olarak basenlerinize birleştirin. Bu pozisyonda iken, kalçanızı yukarıya kaldırıp 10’a kadar sayıp burakın. Bu hareketi 10 kez tekrarlayın.
* Yere yüz yukarı şekilde uzanın ve parmaklarınızı başınızın arkasında birleştirin. Dizinizi çenenize doğru getirmeye çalışın ve bu sırada omuzlarınızı, boynunuzun konumu aynı kalarak yerden yukarı doğru kaldırın. Sol bacağınızı düz tutarak yerden 45 derece açıyla kaldırın ve sağa doğru hafifçe dönmeye çalışın. Yatarak bisiklet kullanıyor gibi düşünebilirsiniz. pedal çeviriyor gibi 12-16 kez bacak değiştirerek uygulayın.
* Ayakta dik durun. Ellerinizi belinize koyun. Bu pozisyonda iken önce sağa doğru uzanın. Dik duruma geçin. Sonra aynı hareketi diğer yöne yapın. Bu hareketi de 10 kez tekrarlayın.
* Yere surtüstü uzanın. Ellerinizi yanlara düz bir şekilde uzatın. Bacaklarınızın ikizini de 90 derece açıyla yukarı doğru kaldırın ve bacak bacak üstüne atar gibi düz olarak bir süre sabit durdurduktan sonra değiştirin. Hareketi 10 kez tekrarlayın.
* Mekik hareketini yapabildiğiniz kadar yapın.
* Oturduğunuz yerde, sırtınız dik konumda karnınızı içe çekin 10 saniye nefesinizi tutun ve bırakın. Bu hareketi çalışırken, dinlenirken rahatlıkla istediğiniz sıklıkta yapabilirsiniz.
* Bol bol yürüyüş yapın. Hem yağlarınızı eritir, hem sağlığınızı kontrol edersiniz.
Bu egzersizlerin dışında elbette dikkat etmeniz gereken başka hususlar da var
20 Aralık 2009 Pazar
ORTAKOY... BOGAZIN KIYISINDAKI GUZELLIK
Osmanlı Dönemi’nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Zamanında padişahların sayfiye yeri olmuştur. Doğal hazineleriyle ihtişamlı sarayları taçlandırmış.
Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Princess Oteli gibi yapıları, cami-kilise-sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy Çarşısı, çarşının içindeki seyyar “entel pazarı”, hediyelik eşya dükkânları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla bir kültür merkezi konumundadır. Sahile inen yoldaki kumpirciler ve gözlemeciler Ortaköy'e has mekanlardır.
Ortaköy’ün en büyük sorunlarından biri trafiği, bir de park problemidir. Trafik Vakfı’na ait olan otoparka ek olarak birkaç tane de özel otoparkı var. Ama özellikle pazar günleri hiçbiri ihtiyacı karşılamıyor. Trafikte kaybedilen zaman uzadıkça uzuyor. Bu durumdan en çok şikayetçi olanlar da şüphesiz son dönemlerde semtin içlerinde inşa edilen lüks sitelerin sakinleri.
Ortaköy’ün müdavimleri arasında bir grup da motor tutkunları. Girişteki Harley Davidson onların mekanı. Denize nazır çay bahçeleri ise küçük-büyük herkesin tercih ettiği mekanlardır.
Zamanında padişahların sayfiye yeri olmuş Ortaköy. Gizli doğal hazineleriyle ihtişamlı sarayları taçlandırmış. Kimi zaman gözden düşmüş, ama karizmasını hiç yitirmemiş. Belki de deniz kenarına, Boğaz’ın en fiyakalı noktasına taht kurmasından...
Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli gibi yapıları, cami-kilise-sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy Çarşısı, çarşının içindeki seyyar “entel pazarı”, hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla günün her saati canlı Ortaköy. Ama sabahın erken saatlerinde biraz mahmur.Hareket saat 10.00’dan sonra başlıyor...