18 Ocak 2010 Pazartesi

IS GORUSMENIZDE NASIL GIYINMELISINIZ?


Önünüzde bir iş görüşmesi var ve siz ne giyeceğinize karar veremediniz, ya da nasııl giyinileceğini bilmiyorsunuz... İş hayatını özel hayatınızdan ayıran en önemli ayrıntılardan biri de, iş yaşamındaki giysilerin farklılığıdır.

Özel yaşamınızda spor giysiler giyebilir, o günkü ruh halinize göre takılabilirsiniz. Ancak iş yaşamının bazı giyim kriterleri vardır ve buna uymak bir yerde zorunluluktur. Nasıl eşofmanla bir görüşmeye gidilemeyecekse, çok frapan bir giysi ya da bir blıe jeanle de görüşmeye gidilemez. Çünkü özel yaşam sona ermiş ve gideceğiniz kurumun kriterleri ön plana çıkmıştır artık.

Bunun ilk örneği iş mülakatlarında kendini gösterir. İş başvurusu yaptığınız şirketten bir anda telefon gelir. Yetkili kişi mülakata beklendiğinizi söyler. İşte o andan itibaren tatlı bir koşuşturmaca, bir panik başlar. Sizi aradıklarına mı sevinseniz yoksa nasıl hazırlanmalıyım diye mi düşünseniz bilemezsiniz.

MÜLAKATTA FARKLI GIYINMELI MI?

Evet mülakata giderken giyiminize bir kat daha fazla özen göstermelisiniz. Çünkü ilk izlenim karşıdaki insanda çok büyük yer tutar. Bir nevi şansınızı etkiler.

Kurumlara, işin içeiğine bağlı olarak giyim tarzları da değişiklik gösterir elbette. Misal bir banka ile ilk iş görüşmesine giderken giyeceğiniz bir giysi ile, bir haber ajansı ya da reklam ajansına giderken giyeceğiniz giysinin farklı olabileceği gibi…Eğer görüşme yapacağınız şirket çok büyük ise, onların kendine has giyin tarzları da olacaktır. Daha disipline, daha ayrıntılı ve özenli. Ama bir reklam ajans görüşmesine giderken daha gösterişli ama eğer kadınsanız fazla cinselliği ön plana çıkarmayan bir giysi tercih edilir.

DEVAMI...
....

11 Ocak 2010 Pazartesi

UYUMAKTA GUCLUK CEKIYORSANIZ...


Uyku sorununuz mu var? Uymakta güçlük mü çekiyorsunuz? Bir uzmana gitmeden önce tavsiyelerimize kulak verin.

Her insanın uyku saati farklı olsa da yetişkin bir insanın normal olarak 7 saat uykuya ihtiyacı vardır. Uykusuzluk yüzünden pek çok sorun yaşayabilirsiniz. Sinir, yorgunluk hatta hatta beyin de hasara kadar yol açar

İşte basit önerilerimiz:

* Uyku için belli bir saat belirleyin ve bunun dışına çıkmayın. Yatmadan önce ılık bir banyo ve ılık bir süt sizi hafifletir ve uykuya hazırlar.
* Uyku saatine yakın çay kahve tüketmeyin.
* Yatmadan önce TV izlemeyin bilgisayar kullanmayın.
* Akşamları acılı tuzlu ve ağır yemeklerden kaçının.
* Uykunuz geldiği zaman saatin erken olduğuna bakmayın, kendinizi yatağa atın
* Odanızda mistik kokular bulundurun. Tütsü ve buna benzer kokular gevşemenize yardımcı olacaktır
* Sizi rahatsız edecek sesleri odanızdan uzak tutun. (telefon, saat gibi)
* Kullanmış olduğunuz yastığınızı değiştirin. Yüksekse daha ince, ince ise yüksek yastık kullanın.
* Işıkta korunun. Perdelerinizi kapalı tutu
* Elinize sizi rahatlatacak bir kitapla yatağa girmeyi deneyin. Bir süre sonra uykunuz gelecektir.
* Odanızın rengini değiştirin. Koyu renklerden uzak durun.
* Yatmadan sadece su için: Bir araştırma, katılımcıların 1 fincan meyve suyu içtikten 20-30 dakika sonra uykuya dalabildiklerini gösterdi. Çünkü, meyve suyunun içinde yüksek oranda şeker bulunuyor.
* Yatmadan önce asla yemek yemeyin. Şiş karınla yatağa girmek rahatsız edici olacağından, uyumanızı da güçleştirecektir.
* Klasik bir müzik sizi rahatlatır ve uykuya geçişinizi kolaylaştırır. Ya da sevdiğiniz hafif bir müzik…
* Papatya demleyin ve için, yatmadan yarım saat önce. Hem sinirlerinizi yatıştıracak, hem rahatlatacaktır.

http://turkiyeinternette.com/haber/8369-salik-uyumakta-gucluk-cekiyorsaniz.html

TİN

9 Ocak 2010 Cumartesi

EMEKLININ SESI... "IYI KI VARSINIZ"


Geçen ay 2009 yılının son SGK genel kurulu toplantısı yapılmıştı, hatırlarsınız. Kurula Türk-İş, Disk, Hak-İş, Kamu-Sen, Tesk katılmamışlardı. Protesto ettikleri için. Toplantıya Emekliler derneği Başkanı Kazım Ergün katılmıştı emekliler adına ???

Kazım Ergün toplantıda bir konuştı, Pir konuştu.Maaşların ne kadar düşük olduğundan, geçinemediklerinden, açlık sınırının altında yaşadıklarından vs…. Haykırdı … Emeklinin sesi oldu…. Tüm emekliler Kazım Bey ile gurur duydular. Toplantı sonunda ne maliye bakanı, ne çalışma bakanı başlarını kaldıramadı.

Peki sonuç ne oldu?

Sonuç oylama yapıldı.Kazım Ergün oylama sonucunda SGK’nın yönetimine geçti. 4.500 TL maaş bağlandı.

Peki daha sonra ne oldu? Emekliye 60 TL zam yapıldı.

Sonra televizyon ekranlarında boy gösterdi, Başbakan’a çiçek sunarken. “İyi ki varsınız” dedi Başbakana.. Başbakan’da Sayın Ergün’e “İyi ki sizler de varsınız” dedi

DEVAMI

.....

5 Ocak 2010 Salı

O ZAMAN ANLARSIN

O zaman anlarsın.
kaybedince beni,
Belki… kimbilir…
Keşke dersin sen de
Keşke kaybetmeseydim
Keşke tutabilseydim,
sevgimi, saygımı.
Anlarsın belki sen de birgün
Gerçek aşkı, gerçek seveni, paylaşanı…
Beni kaybedersen eğer, bizi kaybedersen…
Sen de anlarsın o gün
Varlıkla yokluk arasındaki
Yaşamın tatsızlığını…

4 Ocak 2010 Pazartesi

REFAH ICINDE YASIYORUZ


Şu an hiçbir sorun yok…Ülke refah içinde yüzüyor.

Vergiler cüzdan yakmıyor..

Üst üste gelen zamlar insanı adeta neşeye boğuyor. Dans edip, oynayası geliyor insanın.

Memura, emekliye, işçiye verilen zamlar hayatı cennete çevirdi adeta. Herkes geçimini rahatlıkla sağlıyor, eğitimini alıyor, eğlencesini yapıyor…

Kepenkler hergün biraz daha artarak kapanıyor. Esnaf mutlu. O kadar çalışmanın ne anlamı var ki… Biraz da evinde dinlenecek elbette. Yan gelip yatacak. Onun da hakkı bu çünkü…

Fabrikalar birbiri ardına bacalarını söndürüyor. Bu kadar üretime de gerek yok. İşsizler olacak. Düşünmeyin. Devlet onları da düşünüyor. İşsizlik maaşları bağlandı bile. Yeni bir iş bulana kadar rahatlıkla evini geçindirebilir.

Öğretmenler ek işe gereksinim duymuyor artık. Rahat yaşama başladılar.

Eğitim sistemi düzeldi. Öğrenciler derslerini kişsel yeteneği ve arzusuna göre alıyor.

Üniversiteye her öğrenci girebiliyor. Gelecekten korkuları da yok. Nasıl olsa devlet iş olanağını sağlayacak okul tamamlanınca…

Sınıf ayrımı ortadan kalktı. Çünkü eğitim de, iş olanağı da, maaşta buna engel değil artık…

Herkes özgürce düşüncelerini söyleyebiliyor, telefonlarını rahatlıkla edebiliyor..Korkusuzca…

Hastalar hastane köşelerinde, kuyruklarda beklemiyor… Tedavileri anında oluyor ve devlet yurttaşına sahip çıkyor. Ücret almıyor.

Bütün bunlardan sonra artık her anlamda üretimin artması, ülkenin başarıdan başarıya koşması gerekir. Öyle değil mi? Çünkü her türlü sorun ortadan kalktı.. Ay sonunu nasıl getireceğim, çocuğumun eğitimini nasıl devam ettireceğim, faturalarımı nasıl ödeyeceğim, ev kirasını bu ay zamanın da ödeyebilecek miyim? Maaşıma zam gelecek mi? İş bulabilecek miyim? Hak ettiğimin alabilecek miyim? Gibi yersiz korku ve kuruntulara düşmenize de gerek kalmadı. Eee o zaman hadi koyulun işİnize.. Artık keyifli, mutlu daha fazla üretir, daha başarılı olursunuz. Sakın ha tüm olanaklarım verildi diye yan gelip yatmayın. Çalışın, sevişin, üretin, sevin ve sevilin. Artık her şey güzel!!!! Nazım'ın dediği gibi " YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM"


BIR UMUT EDEN

http://www.turkiyeinternette.com/haber/8253-makale-refah-icinde-yasiyoruz.html

2 Ocak 2010 Cumartesi

2009 YILI KADINLARA NE VERDI NE ALDI


Koskoca bir yılı geride bıraktık. Hafızalarda güzel bir yer edinemedi ne yazık ki…Peki kadınların durumu neydi 2009’da?....

2009 yılında yaklaşık 200 kadın öldürüldü. Bugün 2010’a girebildiysek şanslı sayılırız. 2010’da kimbilir kaç kadının hangi sebeple yaşamı sonlandırılacak.

Ülkemizde taciz, tecavüz nedenlerinden dolayı onlarca kadın öldürülüyor, yüzlercesi de yaralanıyor. Hem psikolojik, hem bedensel olarak… Toplumun ne hale geldiğinin ve gittiğinin göstergesine bir bakın… Açlar ordusu… Ne beyinleri doymuş, ne bedenleri….

2009’un olaylarından biri de aylarca gazete ve internet haber manşetlerinden düşmeyen ÜZMEZ olayıydı. Vakit yazarı Hüseyin Üzmez'in kız çocuğuna cinsel istismarla yargılanmasıydı. Üzmez önce tahliye sonra hapis cezasıyla karşılaşsa da yine ayları bulan sürecin sonunda olan küçük kıza oldu. Adli Tıp Kurumu'nun kapılarından defaten geçmesi, her seferinde kontrol adı altında yaşadıklarını hatırlaması, dünyası sanki hiç ters düz edilmemiş gibi görmezden gelindi.

Peki 2009’da sokakta kalan kadınların sığınağı olan Mor Çatı’lar ne durumda kaldı. Belediyelerin bir görevi olması gereken kadın sığınaklarından kaçı açıldı, kaçı kapandı. O kadınlar nerede şimdi?

Dünya Barışı için yola çıkan Pippa Bacca’yı öldüren zata verilen cezayı hatırlıyor musunuz? Murat Karataş ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Karataş ayrıca cinsel saldırıdan 7.5 yıl, hürriyeti kısıtlamadan 5 yıl, hırsızlıktan da 1 yıl 8 ay daha hapis cezası aldı.

Yine zihinlerde yer eden bir olay daha vardı… Güler Zere…. Güler Zere akciğer kanseriydi. Ağustosta teşhis kondu. Avukatı mart 2009’da hastalığı nedeniyle serbest bırakılması için dilekçeler verdi. Ve Zere 2009 kasım ayında ancak özgürlüğüne kavuştu.Bu süre içinde hastalığı kat be kat ilerledi. Sorumluları kimler?..

DEVAMI