8 Mayıs 2010 Cumartesi

INTERNETTE SOHBET SITELERI

İnternet umman bir ortam .. İnsan her türlü bilgi açlığını karşılayabiliyor .. Hoşça zaman geçirebiliyor .. sohbetler yapabiliyor ve bazen de hayal kırıklığına da uğrayabiliyor ..
Buna haber siteleri, turizm siteleri, arama motorları, arkadaşlık siteleri ve sohbet odaları da dahil.

Bu arada yalnızca kadınların girip birbirleriyle sohbet ettiği siteler de var ..

Geçenlerde bunlardan bir tanesine üye olup sohbetlere katılmak istedim ..

Öyle ya entelektüel bir insan hemcinsleriyle sosyal ve aktüel konularda fikir alışverişi yapmak ve birbirini geliştirmek istemez mi?

Siteye üye olup sohbet odasına girdim.


Bir de baktım ki bütün muhabbet “yağ aldırma, kilo” ve de üzülerek söylemek zorundayım ki “oldukça seviyesiz hitap şekilleri, üslup vs”

Açıkçası hayal kırıklığına uğradığım için pek de “sıcak” kontak kuramadım sohbet odasında .. Hatta doğrusunu söylemek gerekirse biraz da iğneledim.. Bunun üzerine o sırada odada olan bütün hatunlar üzerime saldırdı .. Sözlerle ve de hakaret dolu kelimelerle .. Hani “vur abalıya” olayı var ya aynen öyle.. İnanması zor ama sanki bu kişiler böyle biri gelse de bir açık verse hani linç filan etsek gibi bir ruh hali içinde pusuda bekliyorlar sanki ..

Tabii o arada acaba bu yazışan erkek mi diye “çorap numarası” testine tabi tutulduk .. Ama hatunlara buyurun telefon numaram isterseniz hemen arayın bakın kim konuşuyor karşınızda “erkek mi kadın mı” deyince, bir Allahın kulu da ver arıyorum diyemedi ..

Neticede bir takım ablalar moderatörler vs araya girererk konuyu anlayıp çözmeye çalıştılar .. hani hakem olarak .. Ben de dilim döndüğünce burada yapılan muamelenin yanlış olduğu, maalesef tartışma ve konuşma seviyesinin geliştirilmesi gerektiği vs gibi fikir ve nacizane tavsiyelerimi belirterek ayrıldım..

Gönül ister ki böyle platformlar gerçekten çok daha seviyeli ve paylaşımcı olsun .. İnsanlar buralarda da kendilerini geliştirsinler ..

Çünkü Türkiye’de seviyeyi yukarı kaldırmaya ihtiyacımız var .. Bunu başaramadığımız için maganda kültürü gittikçe gelişiyor maalesef..

Ne olur biraz gayret ..

Sitenin adını mı merak ettiniz?? O da biz de kalsın .. Siz bulana kadar inşallah onlar da kendilerini daha iyi yönde geliştirirler inşallah

TİN

6 Mayıs 2010 Perşembe

3 FIDAN 38. OLUM YILDONUMUNDE ANILACAKLAR

6 Mayıs'ta Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idamlarının üzerine 38 yıl geçti.
.
'Üç Karanfil'le' yine anılıp, selamlanacaklar, halkının 'Üç Fidan' diye çağırdığı gençler hayatlarının en genç döneminde ve bu halk için yaptıkları mücadelede insafsızca ölüme gönderildiler.

12 Eylül'ün öncüsü 12 Mart'la ülkeye yerleştirilen 'baskı rejimi', toplumsal hareketler, azılı sol düşmanlığı ve kontrgerilla yapılanmalarıyla Türkiye'de siyaset ve demokrasinin yolu da kapatıldı. Bu 3 genç ülkeleri için mücedele ettiler ve onurluca öldüler.

Deniz ve Yusuf 25, Hüseyin 23 yaşında darağacına gönderilen bu gençleri unutmayacağız. İdamları onaylayanların bir kısmı hala hayatta ve vicdanları ile baş başa.

Gezmiş, İnan ve Aslan'ın son istekleri birbirleriyle görüşmek oldu. Görüştürüldüler. 6 Mayıs 1972 günü sabaha karşı saat 01.25'te önce Gezmiş idam sehpasına çıkarıldı.

Darağıcındaki son sözleri şunlar olmuştu:

Gezmiş: "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler."

Saat 02.20'de, arkadaşının idamını izlettirilen Yusuf Aslan idam sehpasında son sözlerini söyledi: "Ben halkımın bağımsızlığı için bir defa ve şerefle ölüyorum. Fakat bizi asan sizler, şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz! Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerikanın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun Faşizmi!"

Hüseyin İnan Saat 03.00'da idama giderken son sözlerini söyledi: "Ben hiçbir şahsi çıkar gözetmeden, halkın mutluluğu için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım, bundan sonrada bu bayrağı Türkiye halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler ve köylüler, Kahrolsun Faşizm!"


2 Mayıs 2010 Pazar

RAVEL'IN BOLERO'SU.. HAYATIN KENDISI - Turkiye Internette Turkey On the Net

RAVEL'IN BOLERO'SU.. HAYATIN KENDISI - Turkiye Internette Turkey On the Net

http://www.turkiyeinternette.com/haber/9146-muzk-ravelin-bolerosu-hayatin-kendisi.html

PARFUM SECERKEN BUNLARA DIKKAT EDIN


Vücudumuzda tüm diğer organlar gibi burnumuzun da beynimize sintyaller verdiğini biliyoruz. Burnumuzla hissettiğimiz koku beyne gider. Böyle olunca da parfüm seçerken beynimiz çalışmaya başlar.

Parfüm seçiminde girdiğiniz parfümeride hemen kokulara aldanıp, almayınız Ya da bir başkasında hoşunuza giden kokuyu sakın almayın. Her vücutta koku aynı olmayabilir. Parfüm alırken; bileğinizin iç kısmına sürerek kokuyu deneyin. Hemen koklamayın. 3-5 saniye kokunun yayılmasını bekleyin. Derin bir nefes alın ve koklayın.


Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta ise; alerjik rinitiniz varsa her kokuyu alamazsınız. Kokladığınızda burnunuza hoş gelse bile, bir süre sonra rahatsızlığını burnunuzda sızlama, başağrısı şeklinde hissedersiniz, dikkat edin.


Seçtiğiniz parfüm eğer zaman geçtikçe etkisini gösteriyor ve belleğinizde yer ediyorsa, size uygun kokuyu bulmak için doğru yoldasınız. Burnumuz (koku alma kapasitemiz) oldukca hassas ve çabuk yorulan bir organdır. Ardı arkasına değişik parfüm kokuları ile onu zorlamayınız. İki deneme arasında kahve koklamanız kokuyu ayırt etmenizde etkili olacaktır.


Parfüm alırken kokunun kalıcı olup olmadığını nasıl anlarım diyorsanız; hemen söyleyelim. Parfümün en değerli kısmı bu özdür. Bu öze saf parfüm de denilebilir. Bu özün, parfümün en değerli kısmdır. Parfümün içeriğini okuduğunuzda eğer Extrait form yazıyorsa bu en kalıcı olanıdır. Eau de parfüm'de bu özün oranı % 10 ila 25 arasındadır.Bu etkisi daha az anlamına gelir. Bir de ekonomik olan Eau toilette vardır. Bu formda, esas öz, % 4 ila 10 oranında bulunmaktadır.


Size çiçek mi, baharat mı, okyonus mu hangi klokular gidiyor, bunu deneyerek öğrenirsiniz. Ancak küçük bir tüyo vermek gerekirse; açık tenlilerde çiçek kokuları, koyu ve buğday tenlilerde ise, baharat kokuları daha iyi gidecektir.


Küçük bir dipnot; parfümü terli teninize asla sıkmayın. Hoş koku yerine dayanılmaz kötü bir koku yayabilirsiniz.


TİN

29 Nisan 2010 Perşembe

INSANI YALNIZCA AŞK DEGISTIREBILIR


27 Bugünün kısa bir anı, ağaçların hışırtısının, dalların çıtırtısının ve kuşların müziğinin duyulduğu bir ana dönüştü. Ben yeşil izler bırakırken dünyaya yeniden döndüm bir an, sen ise mutluluğun, içsel huzurun bütün bedenine yayıldığı bir anı yaşadın.


Senin bende dinginliği bulmanı seviyorum. Başını bana yaslamanı, kollarımı sevmeni,enseme dokunuşunu, yüzümü avuçlamanı, çocuksu bir coşkuyla seviyorum. Bunları yapmanı özlüyorum. Kendimi iyi hissetmemi sağlayan bu sevecen davranışlarını senin yokluğunda daha çok özlüyorum. Aşk ile özlemin iç içe geçtiği anları içten bir tebessümle karşılıyorum. Yalnızken yuvasından düşmüş kuş yavrusu gibi bir yerlerde beni bulmanı, bulup götürmeni, koynuna almanı bekliyorum.

28 ______ Kadınlar tanrının yeryüzüne saçtığı yıldızlardır; onlar gökyüzüne sığamamışlardır ve bu yüzden tanrı onları yeryüzüne saçmıştır. Her biri bir yıldız kadar parlak ve çekicidir ama bu yıldızların ayrımına varan göz, hep aynı göz değildir. Her gözün ayrımına varabildiği ayrı bir parlak yıldızı, Venüs'ü vardır. Benim yeryüzündeki Venüsüm sensin ve ben Venüsümü, seni yeryüzüne saçan tanrı gibi yüceltiyorum. Hayatımı sana adıyor ve senin mabedinde ibadet ediyorum.

39_______ İNSANI YALNIZCA AŞK DEĞİŞTİREBİLİR


GEBERMİŞ KÖPEK

28 Nisan 2010 Çarşamba

CILDINIZDEKI LEKELERDEN KURTULUN

Güneşin cildimize ve bedenimize yararları olduğu kuşkusuz bir gerçek. Ancak doğru kullanıldığında ve dikkat edildiğinde tabiki. Güneşin faydası kadar zararının da olduğunu unutmamak gerek.

Bunlardan biri de ciltte oluşan kahverengi lekeler. Güneşten bilinçsiz bir şekilde yararlanmaya kalktığınızda sonuçlarına da katlanmanız gerek.

Bu tür kahve rengi lekeler güneşin zararlı ışınlarını almanızdan ve korunmasız kullanmanızdan ileri geleceği gibi, elbette farklı sağlık nedenlerinden dolayı da olabilir.

Kahverengi cilt lekelerinizden korunmak ve kurtulmak için öncelikle sabun kullanmaktan vazgeçin. Ya da cildinize uygun sabunlar kullanın. Sabun cildinizi kurutacağı için lekelerin oluşumuna da davetiye çıkarabilir.

Lekelerden kurtulmak ve cilt derinizin gözeneklerini açmak için yüzünüzü temizledikten sonra tonik kullanın. Cildinizin canlanmasını sağlar. Fakat tonik seçerken de kaliteyi gözönünde bulundurun. Ya da doğal toniğinizi kendiniz hazırlayın. Nasıl mı? En basit ve ucuz yöntemlerden birkaçı..

Gül suyu kullanın.

Maden suyu içindeki minareller sayesinde cildinizi canlandırır.

Maydonozu kaynatın, Suyunu soğutup, cildinize pamukla tonik uygulayın.

Cildinizi nemli tutmaya özen gösterin. Bu cildinizin erken yaşlanmasını ve kurumasını engeller. Cilt yapınıza uygun bir kremi günlük bakımınızdan eksik etmeyin. Yağlı ciltler bu konuda çok şanslı.

Beslenmenize özen gösterin. Sigara ve alkolden mümkün olduğunca uzak durun. Bol bol A,C,E vitaminlerini içeren sebze ve meyva tüketin. Özellile havuç, kayısı ve domates. Bu saydığımız besinlerin içinde bulunan betakaroten cildinizi taze ve genç kalması için gerekli .

Haftada bir ya da iki kez gene cildinize uygun maskelerle cildinizin gözeneklerini açın ve hava almasını sağlayın

Lekelerden kurtulmak için, peeling uygulayın. Tabi bunun için bir kozmetik salonuna gidip, uzmandan yardım almalısınız.


TİN